Zamanin ufkunda bir isim, bazen sahis sinirlarini asarak tavra, itiraza ve sönmeyen mesaleye dönüsür. Elinizdeki mezkr eser; Ali Seriati isminin etrafinda örülen kuru biyografik malumattan ziyade; mütefekkirin ruhuyla kurulan, on yillara sari dertlesmenin, hesaplasmanin ve nihayetinde aktif sahitligin meyvesidir. Feta Yayincilik, düsünce dünyamizin mezkr sarsici sentezini okurla bulustururken; sadece kitap yayimlama gayesinin ötesinde, kültür gerillasi cephanesini sokaga, meydana ve vicdanlara tasimayi arzulamaktadir.
Ali Seriatiyi anlamak; Mezinanin yakici günesinin altinda catlayan topragin dilini ögrenmekle baslar. Horasanin sessizliginden alinan kadim cöl terbiyesi; Parisin gürültülü, pariltili entelektüel kulelerine tasinan bir mirastir. Mütefekkirin hayati, iki kutup arasindaki gerilimde sekillenir Cölün vahyi ve icsel arinmayi fisildayan mutlak sessizligi ile sehrin yabancilasmayi, sömürüyü dayatan kaba gürültüsü. Elinizdeki metin; mezkr hicreti zihinsel göc olarak yeniden okumaktadir. Seriatinin Mazinandan Sorbonnea, oradan Meshede ve nihayetinde Hüseyniye-i Irsada uzanan yolculugu; modern insanin ic zindanlarindan kacis denemeleriyle paralel kurgulanmaktadir. Batinin sömürgeci aklini bizzat mezkr aklin merkezinde desifre eden Seriati; aslinda öze dönüs manifestosu yazmaktadir. Mezkr calisma; manifestonun bugünün Türkiye sosyolojisindeki, dijital putperestlik cagindaki yankisini aramaktadir.