YÜZLE¿MEN¿N GÖLGES¿ Geç Kalm¿¿ Hakikatin Bedeli
Baz¿ ¿eyler olurken fark edilmez. Çünkü gürültü yoktur. Çünkü herkes konu¿tu¿unu san¿r. Bir ülke bä¿rarak çökmez; sessizle¿erek dä¿l¿r.
Mustafa Y¿lmaz'¿n kaleme ald¿¿¿ Yüzle¿menin Gölgesi, Türkiye'nin yak¿n tarihindeki en derin k¿r¿lmalardan birini, bir Anadolu kasabas¿n¿n gözünden anlat¿yor. Türkçe ezan yasaklar¿ndan 15 Temmuz 2016'ya uzanan bu roman, devlete bäl¿l¿¿¿ neredeyse bir inanç gibi ku¿aktan ku¿äa aktaran ailelerin, o devletin gölgesinde nas¿l büyüdü¿ünü ve ayn¿ gölgenin alt¿nda nas¿l ezildi¿ini gözler önüne seriyor.
Hikâye, ¿smail A¿a'n¿n babas¿n¿n ezan¿ gizlice okudu¿u köyden bäl¿yor. Hac¿ Mehmet, Kur'an sayfalar¿n¿ tand¿rda saklayan, jandarma korkusuyla f¿s¿ldayarak yäayan bir adamd¿. O¿lu ¿smail, bu korkunun ve inanc¿n ayn¿ bedende nas¿l yäad¿¿¿n¿ ö¿renerek büyüdü. 12 Eylül 1980 sabah¿, tanklar¿n aras¿nda o¿lu Cemil'i askerî liseye teslim ederken "Devlet o¿lumu korur, devlet o¿lumu adam eder" diye dü¿ünüyordu. Otuz alt¿ y¿l sonra, bir temmuz gecesi selâlar yükseldi¿inde, ayn¿ ¿smail A¿a ayn¿ balkonda duracak ve albay olan o¿lunun ak¿betini merak edecekti.
Roman be¿ ailenin hikâyesini iç içe örüyor: Otuz y¿l karakol amirli¿i yapm¿¿ Ramazan Efendi, özel harekât polisi o¿lu Musa'dan haber alamadan o geceyi geçirir. Altm¿¿ y¿ll¿k imam Bekir Hoca, savc¿ o¿lu Mehmet'in ismini televizyondaki gözalt¿ listelerinde görür. Emekli ö¿retmen Hasan Ö¿retmen, yurt d¿¿¿nda e¿itimci olan o¿lu ¿dris'in bir daha dönüp dönemeyece¿ini dü¿ünür. Be¿ ihtiyar, cami avlusunda yan yana durur; hepsinin bir yerlerde bir o¿lu vard¿r, hiçbiri o¿lunun nerede oldu¿unu bilmez.
Y¿lmaz'¿n anlat¿m¿, okuru büyük olaylar¿n merkezine de¿il kenar¿na yerle¿tiriyor. Tanklar¿ de¿il, tanklar¿n geçti¿i sokäa bakan pencereleri görüyoruz. Mahkeme kararlar¿n¿ de¿il, o karar¿ okuyup sessizce katlayan elleri. Tutuklamalar¿ de¿il, bo¿alan koltuklar¿ ve sofrada eksilen tabaklar¿. Çünkü bu hikâye olanlar¿ de¿il, olup bittikten sonra geriye kalanlar¿ anlat¿yor.
Roman, 2000'li y¿llar¿n umut dolu dönemini de atlamam¿¿. Dershanelerin aç¿ld¿¿¿, k¿z çocuklar¿n¿n okutulmas¿n¿n konu¿ulabildi¿i, devlet korkusunun ilk kez gev¿edi¿i o y¿llar. "Bizim çocuklar¿m¿z art¿k saklanarak büyümeyecek" diyen Bekir Hoca, birkaç y¿l sonra ayn¿ çocuklar¿n isimlerini gözalt¿ listelerinde okuyacakt¿. Umut bir duygu olmaktan ç¿k¿p bir durum hâline geldi¿inde, kimse onun bu kadar çabuk bitebilece¿ini dü¿ünmemi¿ti.
Roman¿n en güçlü yanlar¿ndan biri suçlu aramaktan kaç¿nmas¿. Burada ne kahramanlar var ne ¿eytanlar. "Siz karar verdiniz, biz yäad¿k" diyor genç ku¿ak içinden, ama bu cümleyi kimse yüksek sesle söylemiyor. Baz¿ cümleler söylendi¿inde hafiflemez, ä¿rlä¿r.
Yazar Mustafa Y¿lmaz, anlatt¿¿¿ dönemi yak¿ndan tan¿yan biri. 12 Eylül 1980 günlerinde Kuleli Askerî Lisesi'ne kabul edilmi¿, Bo¿aziçi Üniversitesi'nden mühendis olarak mezun olmu¿, y¿llarca Türk Silahl¿ Kuvvetleri'nde görev yapm¿¿ bir emekli albay. 15 Temmuz sonras¿nda Kara Harp Okulu'ndan tayin olmu¿, 2018'de emekliye ayr¿lm¿¿. Bu roman, kendi ku¿ä¿n¿n sessiz mücadelesini ve tan¿kl¿klar¿n¿ edebiyata dönü¿türdü¿ü bir eser.
Çünkü baz¿ yüzle¿meler geç kal¿r. Ve geç kald¿¿¿nda insan¿ aklamaz. Sadece aynay¿, kaçamayacä¿ bir yere koyar.